468x60


Dünyanın her ülkesinde her saniye küçük veya büyük depremler meydana geliyor. Bizim ülkemiz de deprem kuşağı üzerinde yer alıyor. Özellikle 17 Ağustos 1999 depreminden sonra tanıştığımız deprem uzmanları, artçı şoklar, fay hatları hayatımızın vazgeçilmez kelimeleri oldu.

 


 

Sürekli gözümüz ve kulağımız televizyonlarda uzmanlar tarafından yapılan açıklamalarda oldu. Şöyle bir kendimizi kenara bırakıp diğer dünya ülkelerine bakalım. Örneğin, Japonya.

Japonya tam bir deprem ülkesi ülkemizin aksine 7 ve daha üzeri büyüklüklerde deprem olması için aradan yüz yıl geçmesine gerek yok. Orada sık sık büyüklüğü 7 olan depremin olması mümkün. Tabi bu Japonya'nın fay hatlarının ve yer yapısının farkındalığından kaynaklı. Ancak dikkat edilmesi gereken burada ne biliyor musunuz? Can kaybı ve bina yıkımı yaşanmaması.

Yine ülkemizin aksine Japonya'da veya diğer ülkelerin çoğunda insan çok önemli. Kimse inşaat malzemesinden çalmıyor. Kimse 3 kat izni verilen yere 7 kat apartman dikmiyor. Kimse zemin etütlerine uygunsuz bina yapmıyor. Kimse evine ağır ve bol miktarda eşya yığmıyor. Kimse deprem sırasında camlardan atlamıyor. Bu ülkeler deprem gerçeği ile uyumlu yaşama alışmış ve bunu en güzel şekilde uyguluyorlar.

Peki ya biz? 99 depreminden bu güne 12 yıl geçti. O günden bu güne özellikle İstanbul depremi için bir beklenti var ve bunu 12 yıldır zaman zaman basında görüyor ve duyuyoruz. Sadece İstanbul değil ülkenin hemen hemen her ilinde farklı zaman dilimlerinde büyük ölçekli depremler bekleniyor. Ama hiç bir şey yapılmıyor. Adeta kurban gibi depremin olması ve sonrasında duruma göre ne yapılacağının kararlaştırılması bekleniyor.

Son zamanlarda pek çok Türk vatandaşı depremi önceden tespit çalışması yapmakta. Bu çalışmaların içinde uygun olmayanlarda var elbet. Ancak özellikle 2 isim benim dikkatimi çekti doğrusu. Bu isimlerden biri Kadir Sütçü. Evinde besleyip gözlemlediği karınca kolonileri ve meteoroloji hava yağış-bulutlanma gözlemleri ile çok net olmasa da 72-120 saat içerisinde aşağı yukarı nerde ve kaç büyüklüğünde deprem olacağını önceden söylüyor.

Diğer isim ise Veysi Kurt. Veysi Kurt ise farklı bir metot ile depremi önceden söylüyor. Şimdi soruyorum size. Bu tip çalışmalar diğer dünya ülkelerinde önemsenip çalışmalara destek verilirken bizim ülkemizde neden karalanıp sırt çevriliyor?

Biz bir deprem ülkesiyiz ve maalesef her an büyük bir deprem ile sarsılma durumumuz var. Can ve mal kaybı dışında insanların psikolojileri de maalesef yok oluyor. İçinde yaşadığımız binaların ne kadar sağlam olduğu meçhul. Herkesi bir kez daha sağduyuya davet ediyorum. Deprem bir gerçek ve biz artık güvende olmak, deprem olduğunda evlerimizden koşuşarak sokaklara inmek istemiyoruz. Artık bir şeyler yapılmalı, yaptırmalıyız...


Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Ücretsiz Üye Olmak için Lütfen Burayı Tıklayınız!

Yorumlar

Lütfen YORUM Yazmak İçin Giriş Yapın. Üye değilseniz sadece 1 dakikada ücretsiz üye olabilirsiniz!