468x60


Hepimizin içinde bir muzip yan bir doğallık bir saflık vardır. Doğduğumuz andan itibaren hayatın içinde yuvarlanmaya başlarız. Önce besin almayı sonra ağlayıp derdimizi anlatmayı, yürümeyi, konuşmayı öğrenme ile başlarız hayata. Yıllar birbirini kovalarken biz okul, askerlik, iş hayatı, evlilik gibi yapmakla yükümlü olduğumuz görevlerimizi yerine getirmekle meşgulüzdür.

 

 

Bazen anne babalarımızın bazen eşlerimizin yanında içten içe çıkar bir çocukça tebessüm. Arkadaşlarımızla şakalaşırken, eğlenmeye gittiğimizde, bazen yemek yerken hafiften bir çocuk dolaşır bedenimizin çevresinde. İnsan olduğumuzu anımsatan, hayata biraz daha sıkı bağlanmamızı sağlayan bir çocuk...

Ben hep üzgün olduğum zamanlarda babamın bana 6 yaşımdayken aldığı o çok istediğim kırmızı çizmelerim gelir aklıma ve hatırlar gülümserim. Ya da okul çıkışı aldığım horoz şeker veya elbiseler giydirdiğim Fatoş bebeğim. Kaçıp sığınmak istediğimde içimde ki çocuğa sarılırım. O öyle masum öyle güzeldir ki beni kucaklar küçücük elleriyle.

Çocukken bir an önce büyümek isterdim hepiniz gibi. Oysa çocukluğun her anını doyasıya yaşamak ve mümkünse hiç büyümemek lazımmış. Hatırlayın sizlerde çocukluğunuzu. Her şey pembe bulutlar, mavi denizlerden oluşuyordu değil mi? Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki pek çok insan o içinde yaşattığı hayat dolu çocuğu hala bedeninde taşıyor. O çocuk içimizde var oldukça hayat daha keyifli biz daha kendine güvenen insanlar olacağız.

Sizde canınız nasıl istiyorsa öyle davranın. Tatile mi gittiniz havuza bombalama atlayın mesela. Ya da eşiniz ve çocuklarınızla evinizde saklambaç oynayın. O çok istediğiniz elma şekerini alın ve cadde de yürürken büyük bir iştah ile yiyin. İçinizde ki çocuğu öldürmeyin... Çünkü hayat çok kısa..

 ELİZE


Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Ücretsiz Üye Olmak için Lütfen Burayı Tıklayınız!

Yorumlar

Lütfen YORUM Yazmak İçin Giriş Yapın. Üye değilseniz sadece 1 dakikada ücretsiz üye olabilirsiniz!