468x60


Bugünkü yazımda size sadece pazar günleri ailece tatil yapmak için yollara dökülen vatandaşlarımızı anlatacağım.

 

 

 


Geçtiğimiz Pazar günü bende ailemle birlikte Büyükada'ya günü birlik gezmeye gittim. Deniz otobüsüne binmek için iskeleye geldiğimizde uzunca bir kuyruk, kuyrukta vücud yapmış kanı kaynayan delikanlı kardeşlerimiz, piknik sepetlerini ağzına kadar doldurmuş sevgili teyzelerimiz ve gezmeye gitmenin verdiği sevinç ile oradan oraya zıplayan çocuklar, hiç özelliğini kaybetmemiş bir gündelik yolcu sıfatını anında anlattı bana.

Deniz otobüsüne binebilmek için uzun bir kuyruk bekleme sonrasında otobüsün içinde yer kapma polemiği başladı. Çantasını, piknik sepetini koltuklara koyup avaz avaz yanında gelen kişilere haykıran hanımlar, kendinden emin cool takılan genç tayfası ve ailesini gezmeye götürmenin verdiği gururla kasım kasım kasılan aile reisleri koltujkları kısa sürede kapladılar. Hareket eder etmez sepetler açıldı, içinden dolmalar, börekler, kekler çıktı ve ailece gelen günü birlikçi vatandaşlarımızın bireylerini tek tek servis yapıldı.

Bu arada havanın sıcak olduğunu unutmadan kilolu teyzelerimin etrafa yaydığı o ağır kokuyu da söylemeden geçemiycem. Çocukların mızmızlanmaları, canı sıkılıpta piayasa yapmak isteyen gençlerimiz ile beraber yolculuğumuz nihayet sonlandı. Ada'ya çıktığımızda derin nefes almanın mutluluğu ile üzerimize doğru koşarak gelen kalabalığı malesef son anda farkedebildik. İskeleden kalkan İstanbul'a ve adanın koylarına giden motorlara, teknelere ve vapura yetişmeye çalışan vatandaşlar bizi adeta silip geçti. Kendimize geldikten sonra adayı gezmeye başladık. Ancak hava sıcak, ada çok kalabalık sonuçta koylardan birine gitmeye karar verdik. Prenses koyuna gidebilmek için bindiğimiz tekne tüm yolculardan 25'er lira koyda yüzme parası topladı. Çok ilginç olan şey denize parayla girmek zorunda kalmanız. Koya geldiğimizde inanılmaz bir kalabalık yine karşımıza çıktı. Şezlong kapma yarışı şemsiye bulma derken nihayet denizin serin suları ile buluşabildik. Ada'da yiyecekler çok pahalı. Bu durumda kalabalık gelen ailelerin neden piknik sepetleri ile geldikleri belli oldu tabi. Akşama doğru koydan ayrıldık ve deniz otobüsümüzde yerimizi aldık. Tabi ki zamanında kalkabilseydik mucize olurdu. Çünkü bizim vatandaşımız dönüş yolunu bulmakta nedense çok zorlanıyor ve mutlaka bkelemek zorunda kalıyorsunuz. Gün sonunda sepetler boşalmış, gençler sohbete dalmış, çocuklar uyuklar halde ve herkesin başında bir çiçek tacı ile ilimize dönebildik. Bu arada adanın en meşhur 2 şeyi çarptı gözümüze. İnanılmaz çeşitleri olan dondurması ve çiçek taçları. İşte bir günü birlik gezimiz böylece sona ermiş oldu. Sürç-i lisan ettiysem affola...

 


Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Ücretsiz Üye Olmak için Lütfen Burayı Tıklayınız!

Yorumlar

avatar Ali Rıza
0
 
 
merhaba öncelikle yazınızı okuyarak gittiğim prenses plajından bahsetmek istiyorum.
hayatım boyunca bir çok yerde denize girdim ama prenses plajı kadar pis ve bakımsız bi yerde denize girmemiştim. çalışanları hiç sormayın tamamen ilgisiz tipler.
birde oraya gitmek için 30 tl istiyorlar. düşünsenize 30 tlyi sadece pis bir sezlong ve iğrenç ötesi bir denize veriyorsunuz.

ayrıca sonradan öğrendiğim kadarıyla koli basili dahil bir çok hastalığada ulaşma riski yüksekmiş.

en iyi plaj ise henüz gitmeme rağmen eski bağ adında bir yer olduğunu söylüyorlar. orman işletme memurundan aldığımız bilgi dahilinde diğer tüm plajlarda koli basili olma riski çok yüksekmiş.

dediğim gibi prenses koyu plajı kesinlikle gitmemeniz gereken yerlerin başında geliyor bence.
Lütfen YORUM Yazmak İçin Giriş Yapın. Üye değilseniz sadece 1 dakikada ücretsiz üye olabilirsiniz!